7 Temmuz 2014 Pazartesi

Dün (6 Temmuz Pazar) günü Oyunbaz'ın Şişli'deki deposunda buluştuk.
Kim Ki-Duk'un Arirang filmi üzerine konuşuldu ( http://www.beyazperde.com/filmler/film-192872/ )
Kişinin kendini anlatması mümkün mü ya da bu her durumda montaj mı olur? Belgesel/kurmaca ayrımı nerede başlıyor? Kendi belgeselini çekmek mümkün müdür? İzleyende nasıl bir his bırakıyor? Romancının Romanı'nı bir powerpoint sunumundan ibaret olarak sahnelemek mümkün mü mesela bu durumda?

"Romancının Romanı"nı tiyatroya aktarma isteği? Kitap neyi başarmış, bu sahnede/tiyatroda nasıl başarılabilir? Bu kanal kafa açacak gibi görünüyor... Elizabeth Costello'nun anlattığı meseleleri hala anlamaya çalışıyor oluşu, hiçbirini kesin yargılarla kapamıyor oluşu, hepsini aslında tartışmaya açıyor oluşu.. Ama kitapta anlattığı insanların hep kesin fikirleri var her konuda sanki?..

Her birimizin romanla ilgili deneyimlerinin yer alması önemli, sahneye aktarılması mühim.. Her birimizin ayrı ayrı kitapta önemli bulduğu kısımlar yer almalı..

"Nasıl çalışalım" üzerine konuşuldu. Bir çatı belirleme ya da doğrudan sahne üzerine geçmek? Önce metni tüm hatlarıyla oluşturmak mı gerekir? Ya da sadece bir taslak belki.. Şimdilik bir taslakla, değişebilir bir yapıyla sahne üzerine geçme fikri kabul edildi gibi görünüyor. Ara ara masa başına da dönelim dedik..

Roman, roman sanatıyla uğraşıyor. Biz de tiyatroyla uğraşıp onun imkanlarını araştırabiliriz. "Bir kere başlangıç diye bir sorunumuz var." Bu ifadede Coetzee'yle ortağız gibi görünüyor...

Coetzee'yi daha iyi anlayabilirsek işimiz kolaylaşır dedik. Romanda Elizabeth'in söyledikleri / Coetzee'nin söyledikleri? Nerede kendi fikrini ona söyletiyor, nerede ironi yapıyor? Çeşitli fikirler var.

Romanın sonundaki iki mektup üzerine bir şeyler konuştuk. İlk mektup gerçekmiş, öyle bir insan varmış ancak karısı yokmuş galiba ve ikinci mektup kurmacaymış. Post-modern edebiyat üzerine konuştuk: Bunun önemi olup olmadığı tartışıldı (kurmaca ya da değil, o kişiler gerçekten var ya da yok). Ama bu şöyle bir bilgi de veriyor ki ilk mektup Coetzee'ye ait bir kurmaca değilse Coetzee, Elizabeth Costello'nun yaptığını yapıyor; varolan bir metinden bir karakter alıp/yaratıp kendi kurmacasına sokuyor. Peki..

Utanç'ı okuyalım dedik. Sonuçta çok iyi romanmış :)

Sonra Different Every Night kitabındaki yöntemler üzerine konuşuldu. Saim Martı'nın provalarından bazı deneyimleri anlattı. Karakterlerin "effort"ları, yerçekimi/mekan/zaman ile ilişkileri (Romandaki karakterler için değil, Martı'daki karakterler üzerine düşündük, bir de kendimiz hakkında..)

Kastetmek, kastederek okumak. Denedik..

Her birimizin romandan seçtiği, (Elizabeth Costello tarafından, birinci ağızdan söylenmiş) metinler okundu. Bazılarının oyun için epey ilgi çekici bir giriş olacağı konusunda hemfikiriz.

Bir dahaki toplantıya kadar seçilen metinleri kastederek okuyalım, öyle buluşalım dedik.

Kimse kusura bakmasın; bir sonraki çalışma eşofmanlı! :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder